ÖRNEK YARGITAY KARARLARI

Boşanma halinde velayet kendisine bırakılmayan ana veya babanın çocuk ile şahsi münasebet kurması için gerekli görülen tedbirlerin alınması aynı kanun 148. maddesinde emredilmektedir. Bu hüküm çocuğun velayet verilmeyen ana yada babası ile şahsi ilişkinin hayati öneminin bir sonucudur. Bu önemin idraki içinde olmayan, hakli bir sebep yokken hakimin tayin ettiği zaman dilimi içinde çocuğun diğer tarafla ilişkisine engel olan ana yada babanın çocuğun yararına hareket etmediği açıktır. Davalının yarattığı bu sürtüşmeler çocuğun özellikle psikolojik gelişimine menfi etki yapan davranışlar olup tek başına velayetin değiştirilmesi sebebidir. (T.C. Y A R G I T A Y 2.HUKUK DAIRESI2000/12847 2000/13179)

(…Dava dilekçesinde , taraflarin müsterek evliliklerinden olma 25.07.1996 dogumlu çocuklari Gamze’ nin velayetinin bosanma sirasinda davali babaya verildigi, davalinin yeniden evlendigi, yeni evlendigi esinin çocugu istemedigi ve davali babanin çocugu davaci anneye göstermedigi belirtilerek velayetin nez’i ile çocugun velayetinin davaci anneye verilmesi talep edilmistir. Toplanan delillerden , davalinin yeniden evlendigi, çocugu görmeye gelen davaciya çocugu göstermedigi, eve çocugu görmeye gitmeye çekinen davacinin muhtar ve azalari göndermesi üzerine de çocugu vermedigi, gelenleri kovup tehdit ettigi, hatta yumrukladigi anlasilmaktadir. Bu olaylarin en az üç defa oldugu tanik beyanlari ile sabittir.Davacinin ilami icraya koyarak icra kanali ile infaz ettirmesi mümkün ise de, bu hakkini kullanmamis olmasi aleyhine yorumlanamaz. Kaldi ki davali, davacinin mahkemece tayin edilen görüsme günleri haricinde çocukla görüsmek istedigini de ispat etmis degildir. Toplanan delillere göre davalinin kastinin çocugu davaciya hiç göstermemek oldugu anlasilmaktadir. Küçük yasi itibariyle ana bakim ve sefkatine muhtaçtir. Bu itibarla açilan davanin kabulü gerekirken reddi dogru görülmemistir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapilan yargilama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Davalının; davacının çocukla mahkeme ilamında gösterilen günler dışında görüşmek istediğini, bu nedenle görüştürmediğini savunmamış olmasına göre Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. (T.C. Y A R G I T A Y Hukuk Genel Kurulu 2000/2-927 2000/974)

Türk Medeni Kanununun 324. maddesi; “Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Velayet hakkı mahkemece kendisine verilen davalının kişisel ilişkiyi zedelediği, İzmir 5. İcra Müdürlüğü ve Soma icra Müdürlüğünce tutulan tutanaklar ve toplanan delillerden anlaşılmıştır. Davacının davasının kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. (T.C. Y A R G I T A Y 2.HUKUK DAIRESI 2004/14530 2005/69)

U y g u l a m a d a, özellikle “çocukla kişisel ilişki kurulması”na dair ilamın infazı sırasında yapılan masraflara kimin katlanacağı, bu masrafları peşin olarak icra dairesine yatırmış olan tarafın (alacaklının) bunları daha sonra karşı taraftan (borçludan) talep edebilip edemeyeceği tartışma ve tereddüt konusu olmuştur.

Yüksek mahkeme; özellikle yeni tarihli içtihatlarında (Bknz: 12. HD. 12.2.2004 T. 25314/2441; 13.5.1997 T. 5114/5521; 25.3.1986 T. 49/3211; 19.3.1984 T. 628/3162) “çocuğun karşı tarafla görüşmesini engelleyen ve hakkında takip yapılmasına neden olan tarafın icra giderlerine katlanması gerekeceğini” belirtmiştir… (Karş: 12. HD. 28.10.1991 T. 3266/11071 – 14.4.1998 T. 3676/4119)

Bir Cevap Yazın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.